Mikail AVAİ

Türk devleti freni patlamış bir kamyon gibi sağa sola savrulurken, inadına Kürt halkını hedef almaya çalışıyor. Kamyonun içindeki buğdayı da, MİT’çileri, avrasyacıları, pelikancıları ‘şuyu buyu’ nasıl yağmalarım derdinde. En kurnazı Soylu; bu aralar yine sessiz sedasız uyuşturucu sevkiyatıyla ilgileniyor. Türk Devleti işgal saldırılarıyla bu kadar uğraştığı dönemde, Kürtleri nasıl öldürürüm derdindeyken, Erdoğan ölüm üzerine o kadar çalışırken ve seri bir katil gibi planlar yaparken, İçişleri bakanı soylu bakın ne ile uğraşıyor. Soylu: Uyuşturucunun belini kırdık’ diyor. Söylemleri manidar değilmi. Nasıl anlaşılmalı diyorsanız. Cevap: Soylu’nun uyuşturucudan beli kırıldı olarak anlayın. Independent Türkçe’de geçen bir haberde ‘Uzmanlardan Soylu’ya itiraz: Uyuşturucu ölümleri azalmadı, kayıtlara kalp krizi olarak giriyor.’ Başlığı altında bir haber geçti. Anlaşıldı ki Soylu’nun gündemi çok yoğunmuş.

Bir ülkenin kendi uzmanlarının açıklamalarına değinilen yazıda uzmanlar bile kendi hükümetlerinin içişleri bakanın ne kadar sahtekar olduğunu başka türlü anlatamazdı.

Bir kurnaz işbirlikçi vardı ismi Mehmet Metiner, bu aralar epey bozulmuş bir iki belediye Kürtçe (olmayan bir dil) olmadığı ülkede kayyımlar da haklı olarak yaya geçişlerin yaşandığı yollarda yazılan ‘peşî peya’ kelimelerinin nerden geldiğini anlamayarak onları düzellti. Valilerin tahminince ‘peşî peya’ benzerlikler ve bulunduğu konumdan kaynaklı ‘önce yaya’ olabileceğini düşünerek hemen düzeltmeye gitti. Herkes teşşekür ederken Metiner tutturmuş ben dilimi ezdirtmem diyor. Twiteer da veryansın etmiş. ‘Kürtçe yazılan yazıyı kaldıramazsınız’. Diyor. Herkes şunu anladı Metiner’in dili farklıymış. Hemde Kürtçeymiş. Bir Diyarbakırlı, Vanlı, Tuncelili bunu duyarsa gülme krizine girecek bu yüzden siz siz olun bu yazıyı fazla yaymayın. Bırakalım da Metiner diline resmiyet kazandırsın. O zaman belki onunla konuşmak için bir iki kelime bizde öğreniriz.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu günlerde bir açıklama yaptı. Son dönemin yangın bilançosunu paylaştı. Kendileri de şaşırmıştı ‘bu sene 7 bin civarında yangın yaşandı’ dediler. Geçen senelere göre oranın çok yüksek olduğundan. Bu kadar yangının niye çıktığını sorguluyorlardı. Meraklarını biz giderelim: Ateşin Çocukları İnisiyatifi isminde bir oluşum var. Metiner’in tarih anlatımlarından anladığımız kadarıyla Kürdistan’da taş üstüne taş baş üstüne baş bırakmamışlar. Bir kurtulan Metiner imiş. İşte sonradan ortaya çıkan bu gençler bizde o ülkedeniz dediler ve intikama başladılar. Önlerine ne geliyorsa yakıp, yıkıyorlar. Basın ve İstihbarat birimleri ise şaşırmış durumda reklam olmasın diye çokta bahsetmiyorlar. İşte anlayacağınız kendine Ateşin Çocukları İnisiyatifi diyen oluşum yakıyor. Metiner doğal olarak korkuyor. Yalanı çıkabilir ateş onu da sarabilir.

Bunun yanında İntikam Birimleri’ni zaten söylemek istemiyorum. Her an nerde bir işbirlikçi varsa, hain varsa, devlet adına çalışan bir yer varsa yakıp yıkmakla kalmıyorlar aynı zamanda öldürüyorlar. Onlara hayalet diyorlar. Kürdistan’ın en büyük felaketi Erdoğan’ın barajlarıdır. Doğa hiç bu kadar bozulmamıştı. Sırf sarayı biraz yeşil olsun diye Kürdistan’ın her yerine barajlar kuruldu. Anlayacağınız Kürdistan’da sular özgür akar. Bırakın böyle akmaya devam etsin. Bırakın baraj suları tekrar yolunu bulsun, o sular tüm ortadoğuya ulaşsın. Herkes bilir Kürdistan’da sular özgür akar.

Haftanin’de devletül erkanın bol bol poz verdiği bir anda gündem ettiği bir işgal operasyonu vardı. Bu aralar sesleri kesilmiş sanki, insan düşünmeden edemiyor. Son açıklanan bilançolarda iyi değil. Sanayi şirketleri darbe alan Kobraları nasıl tamir ederiz derdine düşmüş. Ölen askerler ise arazide kalmış, kınalı kuzuları şimdi kim alacak ordan, A haber ise kafayı bir sanal oyunla bozmuş, bir ara Arma oyunu in’di şimdilerde out olmuş anlaşılan onun yerine daha gerçekçi duran yeni oyun Honor adlı oyun. A Haber bırak oyunu kınalı kuzular gitti. Komutanları da kuzu kuzu tüyüyor. Sahi o Tümen Komutanı’na ne oldu kimse bilmiyor.

Son dönemin bir kurnazı daha var Neçirvan Barzani Kürt işbirlikçiliğinde zirveye oynuyor. Mossad ve MİT bağlantısı çok yüksek bir kişi, her taşın altında sessiz sedasız çıkıyor. Güney Kürdistan’ın en onursuzu diyebilirsiniz. Mesut Barzani’de hiç yoktan feodal gurur vardı, bunda o da yok. İyi yetiştirildiği belli oluyor. Güney halkını aç bırakırken tüm servetini ise Türk devletine peşkeş çeken bir adam. KDP’nin kendi içinde ikiye bölündüğü görülüyor. Bir grup Mesut’çu iken diğer grup ise Neçirvan’cı, ilginç olan ise iki grupta Erdoğan’a nasıl taşeron olurum derdinde. Erdoğan’ın misaki milli hayalinde bunlarda kendini rüyalarında vali olarak görüyorlar. Ama her seferinde gerilla onlara şok yaşatıyor. Belki de havadan bu sefer tepelerine iner. Erdoğan bile şok geçirir.

AA ise hiç ironiden de anlamıyor Fransa dergisi Le canard Enchaine dünyanın en kanlı diktatörü Erdoğan demişti. Fakat bunun İronisinde şunu demişti: Erdoğan Libya’da dürüst oyun oynayan tek kişi. Fakat AA bunu düz anladı. AA’ya söylüyorum, bende ironi yapmıyorum bunu düz anlayın: Erdoğan dünyaya gelmiş-geçmiş en iyi şeytan. Sonuçta o da bir melek.

Reklamlar