Ekin RONÎ

HDP aldığı kararla 1 Haziran’dan, 1 Eylül’e bir hamle başlattı. Demokrasiyi inşa etme hamlesi adı verilen bu hamlenin ilk aşamasını Ankara’da Meclis önünde yapılan bir açıklama ile tamamladı. Edirne ve Hakkâri’den başlayan iki ayaklı bir yürüyüşle Ankara’ya gelen HDP altı günlük yürüyüşle, hem Türkiye’nin gündemine oturdu, hem de önemli sonuçlar yarattı.

HDP’nin demokrasiyi inşa etme hamlesi başlamadan saldırılar dört koldan başladı. Gereksiz bazı TV kanallarında 24 saat HDP’siz olarak HDP tartışıldı. Tehdit, karalama vb. her yöntem kullanılarak yürüyüşü sabote etmek için ellerinden geleni yaptılar. HDP kapatılsın kampanyaları, ‘aman saldırı olur’ denilerek göz korkutma, milliyetçilikle, Türkiyeli olamamakla suçlamalar vs… özel savaş basınının yaptıkları fazla kafamızı karıştırmasın ama gerçekten çok çalıştılar(!)

HDP, HDK, birçok sosyalist örgüt, İHD, 78’liler, Pir Sultan Abdal Derneği gibi demokratik çevre, aydın ve sanatçılar, emekçiler ve örgütler bu yürüyüşün gerçek öncü gücü olarak demokratik inşa hamlesi adıyla yeni bir sürecin temelini atan halk öncüleri oldular. Yine kadın ve gençlik örgütlenmeleri bu yürüyüşün en büyük dayanağı idiler. Yapılan tüm saldırılara rağmen halktan aldığı güçle ayakta olduğunu ve yeni bir sıçramaya hazır olduğunu gösteren HDP’nin yürüyüşü elbette büyüyerek devam edecektir.

Bu yürüyüşle Ortadoğu’nun en temel sorunu olan Kürt sorununun AKP-MHP rejiminin faşist politikalarına bırakılmaması gerektiğini gösteren HDP, oluşturulacak demokrasi bloğunun hem Kürt sorununun hem de Kuzey Kürdistan ve Türkiye halklarının ekonomi, sağlık, hukuk, işsizlik gibi temel sorunlarının çözümünde önemli bir bileşeni olacağını göstermiştir.

Yoğun faşist baskı altındaki halklar HDP ile bir NEFES almıştır. Yine zindanlara atılan tüm demokrasi öncüleri ve basın-yayın emekçileri bu yürüyüşten büyük güç ve moral almışlardır. HDP hem içeriye hem dışarıya umut vermiş, büyük bir coşku yaratmıştır.

Meşruiyetini yitirmiş AKP-MHP saldırganlığına karşı oldukça eşit olmayan koşullarda HDP zoru başarmış, demokrasi isteyen halklara güç vermiştir. AKP faşizminin sağ ve soldan uygulayıcıları olan, geçen yüzyılın gericileri Vatan Partisi ve MHP telaşa düşmüş, AKP ile yürüttükleri koalisyon ciddi bir deprem yaşamıştır. Bu gericiler bu kez de HDP kapatılsın çağrısıyla ülkeyi daha karanlık günlere götürme çağrısı yapmışlardır. AKP ve onunla koalisyon halinde bulunan bu güçler, ancak demokrasi bloğunun darbesiyle yıkılabilir. Kadınlar, gençler, tüm kültürel-ekolojik hareketleri de kapsaması gereken bu demokrasi ittifakı barışın gerçek savaşçılığını yapan, tasfiye çabalarına karşın Kürt halkının varlık ve özgürlük mücadelesini güvenceye alan, toplumsal demokrasinin siyasi dünyasını yaratacak bir güç olarak ancak demokrasi ittifakı bu rejimi değiştirebilir.

Ortadoğu’nun model İslam projesi olan AKP çökmüştür. Erdoğan’ı ve ailesini de Mısır’ın Mursi’si gibi kötü bir son beklemektedir.  Eskiden Amerikan’ın en sadık dostu olan Ergenekon olarak anılan çevreler şu anda tam bir Anti-Amerikancı olmuş. Perinçek’in özel savaş solculuğunun peşine takılmış, AKP’nin sahte İslamını ise anti-Kürtçülük esasına dayalı olarak parlatmaktalar. AKP kendi içinde parçalara bölünmüş, açıkçası yandaşlar daha Erdoğan ölmeden miras kavgasına tutuşmuşlar. AKP içinden doğan partiler, Erbakan’ın partisinden kopan AKP’liler konumuna düşmüş, AKP denilen aygıtın bir özel savaş partisi olduğu büyük emek ve bedellerle deşifre edilmiştir.

Gelinen noktada Kürt Özgürlük Hareketi daha da büyümüş, Kürtler Rojava’da ve Başûr’da büyük kazanımlar elde etmiş, HDP ile Kuzeyde kilit parti konumuna ulaşılmıştır. Artık ne HDP’siz yapabiliyorlar ne de HDP ile… Kürt mücadelesi ve demokrasi güçleri nasıl ki AKP-Cemaat koalisyonu yıktı ve sonunda bu iki Kürt düşmanı güç birbirine düştü. Aynı demokrasi güçleri bu son koalisyonu da yıkacaktır. AKP ve koalisyon ortakları başarısızlıklarını birbirini suçlayarak örtmeye çalışacaklardır.

Bu süreçte devlet, demokrasi bloğunun gelişmesini önlemek için her şeyi yapacaktır. Sivas katliamı, Suruç katliamı, Ankara Garı katliamı bunların gözünün ne kadar dönmüş olduğunun göstergesidir. Saf olmamak, ciddi örgütlenmek, demokrasi mücadelesini korumak zorundayız. Bir yandan güçlü adımlar atıp demokratik ittifaklar kurarken, tuzak ve saldırılara karşı da tedbirli olmalıyız. Yeniden fırsat vermemeliyiz. Bunlar son saldırı olarak; HDP’yi kapatılabilirler de. Bunlardan her şey beklenir. Zaten nasıl bir algı yaratmak istediklerini takip ediyorsunuzdur. HDP buna da bir çözüm düşünmelidir. HDP kapatılırsa ne yapılacak…

Model İslam projesinin yerine kurulacak yeni özel savaş hükümetine karşı da duyarlı olunmalı buna fırsat vermeden toplumsal devrimlere yürümeliyiz. AKP kurulurken herkesi nasıl kardırdılar unutmamak gerekir. Kendimize güvenmeli, tüm halklara özgüven vermeli ve toplumsal zihniyetin inşasına değer vermeliyiz. HDP’yi daraltma ve boşa çıkarma çabaları beyhudedir ve bu dönemde yapılan demokrasi hamlesiyle aşılacaktır. Ama yine de dikkatli olmak gerekiyor, AKP önünde direnen tek güç olan HDP, demokratik ittifaka gelmeyen güçlere bir çağrı daha yapmalıdır. CHP AKP’nin koltuk değnekliğine son vermeli, eğer son vermez ve halkçı bir tavır takınmazsa, bu çevrelere kenara çekil, gölge etme demeli ve demokrasi ittifakını kendi temel öncülüğünde kurmalıdır.

Gerçek sosyalistler, samimi Müslümanlar ve sosyal demokratlar başta olmak üzere tüm demokrasi güçleri bir çatı altında toplanarak gerçek bir toplumsal devrimci güç olarak kendini örgütlemelidir. Kürt Özgürlük Hareketinin siyasi tecrübesi bu çerçeve de diğer tüm güçlere de taşınmalıdır. Sol-sosyalist hareketler hızlıca toplumsallaşmalı, samimi kültürel İslam değerleriyle kucaklaşmalı ve diğer tüm demokratik kesimleri büyütmeliyiz. Büyümekten, sorumluluk almaktan korkmayalım, tutuklamalara, kayyumlara ve bir bütün savaş politikalarına verilecek en güzel cevap; ortak mücadeleyi ve demokrasi güçlerini büyütmektir.

Batıcı, laik kafalar bizi doğru anlarsa ve öz eleştirel yaklaşılırsa onlarla da yürünür. Ama esas olan kendi öz yürüyüşümüzdür. O çevrelerin tahakkümcü ve bencil anlayışlarını kabul edemeyiz. Bakın biz bin bir emekle batıda bu güçlere onlarca belediyeyi kazandırdık. Yine Kürdistan’da ciddi bir siyasal güç olarak büyük başarılar elde ettik, fakat gerekli duyarlılığı o çevrelerden göremiyoruz.

Unutmayalım biz Kürdistanlı, Ortadoğulu bir hareketiz. HDP bunu esas almalı ve Ortadoğu’dan kopan bir Türkiye değil, Ortadoğu’nun demokratikliğine öncülük edecek bir Kürdistanlılığa ve Türkiyeliliğe çağrı yapmalıdır. HDP Ortadoğu’nun demokratikleşme hamlesinde Türkiye halklarına siyasal yol göstericilik yapmalıdır.

HDP olarak her zaman bu toprakların insanı olmalıyız. Demokrasi zihniyetini esas alanların partisi olmalıyız. Çok renkli, çok dilli demokratik özgür yaşam partisi olarak dünyaya bakmalıyız.

Reklamlar