Dokuz aydır Mexmûr mülteci kapı üzerinde Kürdistan Demokrat Partisi /Kürdistan Bölgesi Hükümeti ambargo uyguluyor. 9 aydır 12 bin nüfuslu kamp ambargo altında. Kamp hiçbir yerde ekonomik, gıda ve sağlık açısında bir yardım alamıyor. Doktor raporlu kalp hastalarının, kanser hastalarını yüksek tansiyon hastalarının çevre illerdeki hastanelere gidip tedavi görmesi için kampta çıkışlarına izin verilmiyor

Kamp halkı kendi geçimini yılardır bölgede inşaat vb işlerde çalışarak sağlıyordu. Şimdi onu da yasaklamışlar. 9 aydır kimsenin kampta çıkıp gidip çalışmasına izin verilmiyor. kamp halkı günlük gıdalarının temini için imkanlarının tükenmek üzere olduğunu belirtiyor

Kamp şimdide koronavirüsün tehdidi altında

Kampta Dr. Muhamed Ünver, “Kamplardaki dükkanlarda temizlik ürünleri dahi kalmamış hastanemizde ilaç kalmadı. İlaç almak için kamp dışına çıkmaya bile izin verilmiyor.” diyor ve her geçen gün ambargoyu daha da sıklaştırdıklarını belirtiyor

Dr. Ünver kamptaki hastalara ilişkin şu bilançoyu sıralıyor;

– Ambargodan önce kronik hasta sayısı 310’du şimdi bu sayı 610’nu aşmış durumda.

– Ambargodan önce şeker hasatası sayımız 180 idi bu sayı şimdi 350’ye çıkmış.

– 20 Kanser hastası ve yüzlerce kalp damar hastası olduğunu belirtiyor.

Mexmûr Kampı Dış İlişkiler Komitesinde Muhamed Ahmed ise, “Hewler Valisiyle iki kez görüşme gerçekleştirdik. Fakat ambargonun nedenini öğrenemedik tüm çabalarımız ve yaptığımız bütün görüşmeler sonuçsuz kaldı” diyor. Ahmed devamında şunları belirtiyor. “Yardım kuruluşlarıyla görüşmelerimiz oldu. Temizlik malzemeleri ve ilaç talebinde bulunduk, fakat ambargoda kaynaklı yardım kuruluşlarının geçişine izin verilmedi.”

İnsanlık bu gün bir koronavirüsü yıkımıyla karşı karşıya, Birleşmiş Milletler ve uluslararası kurumlar ve insan hakları örgütleri devletlere çağrı yapıyor; İnsanlara karşı insanlık görevinizi yerine getirin çağrısında bulunuyorlar. Mültecilere karşı ayrımcılık yapmayın diyorlar, Güney Kürdistan yönetimi Mexmûr Kampı üzerinde tam tersi istikamete bir uygulama yapıyor.

Bu gün kurumlar, kuruluşlar, örgütler, yapılar, devletler, yöneticiler, düşünce ve inançlar temsilcileri, ahlaki, vicdani bir sorumlulukla da karşı karşıyadırlar, böylesi bir dönemde uygulamaları tavırları politikaları insana karşı, insanlığa karşı nasıl olacak noktasında. Bu noktada şimdide teşhir olanlar var kredisini kaybedenler var. Süreç ilerledikçe lanetliler listesine girenler her halde hayli fazla olacak!

Bu gün Güney Kürdistan hükümetti, siyasi partileri Mexmûr mülteci kampındaki halka, kadınlara, çocuklara, hastalara yaşlılara karşı ambargonun sürdürülmesinde neyin hesabını yapıyorlar. Yaptıkları hesabın hangi insani ahlaki vicdani bir değere tekabül ediyor? İnsanın sorması geliyor. Mexmûr halkını cezalandırma, açlıkla ve ölüm tehlikesiyle karşı, karşıya bırakmada aldıkları tat, aldıkları zevk her neyse kamuoyuna açıklasınlar bizde öğrenmiş olalım

KDP’nın Mexmûr halkına karşı uyguladığı ambargo ilki değil, 1995’te yine aylarca süren bir ambargo uyguladı. Kamp halkı ambargodan dolayı çocuklarına ekmek temin edemediği için meşe ağaçlarındaki palamutları toplayıp kaynatıp çocuklarına vermek durumunda kaldı. Bundan dolayı çocukları kabız oluyorlardı, küçük çocuklar tuvaletlerinde büyük acılar çekiyorlardı. Mexmûr halkı sırf ambargoyla maruz kalmadı, defalarca sürüldü baskılar sonucu kamp değiştirmek zorunda kaldı. Şimdiki Mexmûr 6. yerleşim yeri oluyor. Halkın hayvanları talan edildi, insanların öldürüldü, işkenceye maruz kaldılar. Onlarca bebek ambargonun bir sonucu olan bakımsızlık ve ilaçsızlıktan dolayı hayatlarını kaybetti.

Mexmûr halkı her yerleştiği yere hayat verdi; ev yaptılar bağ, bahçe geliştirdiler yurtseverliğinde vazgeçmediler. Çalışkanlığı ve kendine sahip çıkmaları Birleşmiş Milletler’deki yardım görevlilerinin dahi dikkatini çekiyordu. BM görevlileri defalarca hayranlıklarını ve takdirlerini sunmada kendilerini alıkoyamıyorlardı.

Mexmûr halkının maruz kaldığı muamele insanlık dışı bir muameledir. Dünyanın neresinde olursa olsun mültecilere yönelik böyle bir cezalandırma insan vicdanın kabul edeceği bir durum değil, Kürt olmaları, Kürdistanlı olmaları bir yana insan olmalarından dolayı yapılan muamele kabul edilecek bir durum değil, böylesine toplu bir cezalandırma neyi nesi oluyor. Bu neyin kinidir? Bu neyin intikamıdır? Bir türlü bitmiyor bu halk üzerindeki bu kıyıcı bu yıkıcı politikayla nereye varılmak isteniyor. Kimleri memnun etmek istiyorlar? Bir türlü sonu gelmiyor.

Bu ağır dönemde, virüs salgının insanı kırıp geçirdiği koşullarda tüm dünyanın insan hayatı üzerindeki tehlikeye odaklandığı bir zaman diliminde ambargo noktasında hiç istifini bozmayan bir yönetim, bir anlayışın, bir camianın mülteci bir kitleye bu yaptıkları hangi kitaba sığar, huzuru, mutluluğu, güveni ve geleceği bu halka verdiği sıkıntılar üzerinde mi elde edeceksiniz diye kamuoyu KDP yönetimine sorması gerekir

Ambargonun sonlandırılması

kamuoyunu tepkisine bağlı

Kamp halkı kritik bir durumla karşı karşıya ambargo bir an önce sonlandırılmazsa sonuçları çok ağır olacağı açıktır. Bunun olmaması içinde başta Kürt kamuoyunu ve demokratik kamuoyunun tepkisine bağlı, tepkilerin sürekliliği ve yoğunluğu önem kazanıyor. Şimdiye kadar olan tepkiler parçalı ve bütünlükte zayıf olduğu için etkileyici olamadı. Kamuoyu bu kadar uzun bir ambargoya Mexmûr halkının maruz bırakılacağını beklemiyordu. Bu insafsızlığı bu gaddarlığı beklemiyordu. KDP’nin Mexmûr halkını bu kadar inciteceğini düşünmek bile istemiyordu. Maalesef yaptı, yapıyor şimdi bu duruma karşı Mexmûr halkını güçlü bir biçimde sahiplenmeliyiz.

Reklamlar