BERÇEM JIYARÊ AXPÂR

Önder Apo teslimiyet-soykırım politikalarına karşı İmralı işkence koşullarında muhteşem bir direniş geliştirmektedir. Önder Apo’nun direniş tarzı Kürt halkının ve insanlığın direniş perspektifidir.

Önder Apo İmralı’da mutlak bir izolasyon (tecrit) sistemi içerisinde tutulmaktadır. İmralı işkence sistemi Kürt soykırım politikalarının ana merkezi rolündedir. İmralı’ya yönelik geliştirilen faşist soykırımcı politikalar tüm Kürdistan’a ve Türkiye’ye yaydırılmış durumdadır. Kürdistan ve Türkiye toplumu katı bir tecridin ve faşist saldırıların kıskacı altına alınmıştır.


İmralı’da zulme karşı Önder Apo şahsında insanlık değerleri direnmektedir. İmralı’da Demokratik Ulus anlayışı ile faşist ulus devlet anlayışının kıyasıya bir mücadelesi yaşanmaktadır. Faşist sömürgeci zihniyete-sisteme karşı Önder Apo demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü sistemi sarsılmaz bir inanç ve iradeyle savunmaktadır.


İmralı işkence koşullarında Önder Apo insanüstü bir irade göstererek Kürt sorununun demokratik çözümünü, Türkiye’nin demokratikleşmesini öngören beş büyük kitap yazdı. Bu kitapları kapitalist modernite ve faşist ulus devlet sistemi karşısında, halkının, Ortadoğu halklarının ve insanlığın savunması biçiminde hazırladı ve AİHM’e sundu. Önder Apo bu davranışıyla bir kez daha toplumsal bir kimliği temsil ettiğini ve insanlık değerlerinin toplam ifadesi olduğunu ortaya koydu. Önder Apo’nun büyük bir düşünsel emek ve iradeyle hazırladığı savunmalar ve çözüm projeleri, Kürt sorununun demokratik çözümünü ve Türkiye’nin demokratikleşmesini öngören birer manifestoydu. Kapitalist modernitenin, faşist ulus devlet sisteminin tükettiği insanlığı, kuruttuğu yaşamı, yok ettiği doğayı yeniden yaratma ve yaşatma yolunun devrimci demokratik çözümüydü. Önder Apo’nun bu değerli çabaları Rojava Devrim somutunda yaşandığı üzere Kürt halkı ve halklar nezdinde büyük bir karşılık bulsa da faşist TC devleti ve komplocu sistem nezdinde bir saldırıyla karşılaştı.


Faşist AKP hükümeti taktik amaçla geliştirdiği diyalog sürecini faşist rejim inşasının hazırlık sürecine dönüştürdü. Önder Apo’nun demokratik çözüm arayışlarını istismar ederek bu doğrultuda araçsallaştırdı. İmralı tecrit sistemi ilerleyen süreçlerde AKP-MHP iktidarı tarafından faşist rejim inşasının temel bir politikası haline getirildi. Ortadoğu’da yaşanan siyasi ve askeri gelişmeler de tecrit sisteminin uluslararası komplocu güçlerce desteklenmesini sağladı. Bu güçler Önder Apo’nun bölgede yaşanan siyasi ve askeri gelişmelere müdahale etmesini engellemeye çalışmaktadır. Tecrit politikasıyla Önder Apo’nun güncel düşüncelerinin dışarıya yansımasının önünü alarak çıkarlarına uygun rahat politika yürütmenin koşullarını oluşturmak istemektedirler.


Uluslararası komplocu güçler tecridi Kürtleri kontrol altına almanın gereği olarak desteklemekte, Özgürlük Hareketini teslim almaya çalışmaktalar. Önder Apo ve Özgürlük Hareketi şiddetli bir baskı ve saldırı altında tutularak Kürdistan’da işbirlikçi çizgiye alan açılmaktadır. Kuşkusuz işbirlikçi güçler de bunu arzulamakta, tecridin sürmesini özellikle istemekteler. Yani tecrit politikasının bir de yerel işbirlikçi boyutu bulunmaktadır. Tıpkı 9 Ekim komplosunda yaşandığı gibi bu uğursuz iç rol devam etmektedir. Bir Kürt önderi üzerindeki tecride karşı açık tutum almamaları bunun net göstergesidir.


Bakurê Kurdistan’daki soykırım savaşı, Rojava ve Başûrê Kurdistan’daki soykırım işgal saldırıları tecrit politikasının birer boyutudur. Bu saldırılarla Özgürlük Hareketinin iradesi kırılıp teslim alınmak istenmektedir. Türk devleti, Hareketin tamamen fiziki imhasını ve Kürt soykırımını amaçlarken, ABD gibi küresel komplocu güçler ise TC saldırılarına destek vererek hareketi zayıflatıp PKK’nin ortaya çıkardığı örgütlü Kürt gücünü bölge politikalarında kullanmak istemektedir. Bu açıdan Bakur’da, Rojava’da ve Başûr’da faşist TC devletinin soykırım-işgal saldırılarına onay vermektedirler.


Faşist TC’nin Rojava ve Başur işgal saldırılarını ABD’nin Özgürlük Hareketini teslim alma politikasının bir parçası olarak görmek gerekir. ABD Dışişleri Bakanının ‘Irak ve bölge hükümeti PKK’yi yenme savaşında Türkiye’nin yanında yer almalı’ anlamındaki sözleri bu komplocu siyasetin yansımasıdır.


Önder Apo, “Ben bu işkence koşullarında anlam gücümü koruyarak yaşamaktayım, halka hizmet etmekteyim ve insanlık değerleri adına direnmekteyim” demektedir. Önder Apo teslimiyet-soykırım politikalarına karşı İmralı işkence koşullarında muhteşem bir direniş geliştirmektedir. Önder Apo’nun direniş tarzı Kürt halkının ve insanlığın direniş perspektifidir. Önder Apo’nun tutumu ve tarzıyla direnmek halkımızı ve halkları özgürlüğe ve demokrasiye mutlaka kavuşturacaktır.