Ulusal birlik, bir ülkeye mensup güçlerin daha etkili ve daha büyük bir güç haline gelmesi amacıyla oluşan birliktir. ABD, Kürtler için böyle bir ulusal birlik istiyor mu?

Son yüz yıllık tarihe ve günümüzde olana bitene baktığımızda, ABD açısından böyle bir emare yoktur. Aksine Kürtler aleyhine sahnelenen oyunlar hile ve entrikalar söz konusudur. Dolayısıyla bazı yazarlar üzerinden pazara sürülen, “ABD, Kürt ulusal birliği için, Suriye’deki rakip Kürt grupları bir araya getirmek için aracılık yapıyor” söylencesi büyük bir yalandır. Bu yalanı ispat için Yalta, Sevr, Lozan, Sykes Picot anlaşmalarını bilmeye gerek yoktur. ABD ve Rusya, Suriye’deki Kürtlerin özgürleştirdikleri toprakları Türk/DAİŞ çetelerine teslim etmişlerdir. Kürtlere ihanet, Ruslarla birlikte oynanan bir Amerika sporudur artık.

ABD ve Rusya, Kürtlerin demokratik özerkliğe dayalı sistemlerini kendileri bakımından tehlikeli görmüş; Efrîn, Kobanê ve Cezirê kantonlarının birleşmesini değil; Türkiye/DAİŞ eliyle işgal edilerek parçalanmasını sağlamışlardır. Bu durum 2×2=4 sonucu kadar somut ve nettir. Bu söylenenler yalan değilse eğer, sizi parçalama planı uygulayan bir gücün, aynı zamanda sizi birleştirmek istediğine de inanmanız gerekecektir.

ABD ve Rusya, ulusal birlik(!) amacıyla Suriye’deki “rakip grupları” bir araya getirmeden önce, Suriye ve Irak’ın hava sahasını neden, niçin ve kime karşı Türk savaş uçaklarına açtıklarını izah etmelidir. Türk uçakları Kürt savaşçılar, Kürt gerillalar, Efrîn, Mexmûr ve Şengal’deki sivil Kürtler dışında tek bir yeri bombalamış mıdır?

Şöyle bir tablo ile karşı karşıyayız: Kürtlerin ulusal birliği için çalışan ABD, aynı anda ve bu çabasına(!) paralel olarak, Suriye ve Irak’taki Kürtlerin Türk savaş uçakları tarafından bombalanmasını da istiyor. Bu yaman çelişkiyi, Kürtlere akıl veren yazar açıklamalı. “İsmini açıklamayan Pentagon görevlisi” ve “ismini açıklamak istemeyen kıdemli PKK yöneticisi”nin de yardımlarına başvurarak tabi ki…

PYD ile ENKS eğer anlaşırlarsa Kürtler Cenevre toplantılarına çağrılacaklarmış…

Peki bu ENKS Rojava’nın neresinde, ne zaman kime karşı mücadele etti? Toplumsal hiçbir desteği olmayan, politik programı, askeri varlığı, mücadelesi olmayan; para ve maaş dışında hiçbir talepleri ve iddiaları olmayan sahte bir oluşumu masa başında, PYD’nin karşısına oturtarak güç haline getirmeye çalışmak büyük bir ahlaksızlık olmuyor mu?

Ayrıca ve önemle dikkat çekilmesi gereken husus, o bilinen basit ilkedir: Her sorun kendi gerçek muhataplarıyla çözülür! Geleceğe ilişkin çözüm arayışları gerçek ve samimi ise eğer; savaş ve ölüm kalım günlerinde İstanbul’da, Urfa’da MİT misafirhanelerinde ağırlanan bir şebeke değil; Rojava ve Kuzey Suriye’nin DAİŞ’ten kurtarılması sürecinde, Kürtlerle birlikte savaşan, ölen, yaralanan Arap, Asuri-Süryani ve Ermeni topluluklar esas alınmalıdır.

Amberin Zaman’ın yazdığı, “Membiç modeli” ile değil tabi;

“ABD’de Kobanê’den tüm üst düzey PKK kadrolarının SDG’nin tüm askeri ve sivil birimlerinden tasfiye edilmesini istiyor. Bu isimler Suriye ordusu 2012’de bölgeden çekildikten sonra örgütü kuran kişilerden oluşuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Jim Jeffrey öncülüğündeki Suriye ekibi şu an ‘Menbiç modeli’ üzerinde duruyor. Fırat Nehri’nin batısında SDG kontrolünde bulunan tek kasaba olan, Arap ve Kürt nüfuslu Menbic’deki tüm yerel idari ve askeri kadrolar Ankara’nın talepleri doğrultusunda PKK ile bağlantılı addedilen tüm isimlerden temizlenmişti. Ancak Türkiye Menbiç’e ilişkin taleplerinin hâlen tam olarak karşılanmadığını savunuyor.”

Anahtar kelimeler; PKK’lilerin tasfiyesi, temizleme, Jim Jeffrey öncülüğünde, Ankara’nın talepleri doğrultusunda…

Gazetecilerin bilerek ve isteyerek kendilerini kullanıma açmaları ve algı oluşturmaları böyle gelişiyor işte. Amberin Zaman ile Sıdkı Zilan’ı aynı duygu etrafında bir araya getiren nedenler de böylelikle görünür hale geliyor.

Peki, Amberin Zaman ve James Jeffrey Kobanê’de, Mimbic’te, Rakka ve Dêra Zor’da ölen binlerce Kürt gencinden hangilerinin PKK’li olup olmadığını hiç merak etti mi acaba? Ortak savaş yürüttürken gayet iyi bildiğiniz, silah ve lojistik destek verdiğiniz savaşçıları, savaş bittikten sonra yeni tanımış numarası ile tasfiyeye çalışmak nasıl bir adiliktir?

Cephe gerisinde de küresel ahlaksızlık ile yerel ahlaksızlık diyalektiği işliyor. Kendi özgücüne ve kendi mücadelesine inancı ve azmi kalmayan köle ruhlular, eli kamçılı efendinin eteğine koşuyor. O da eteğini ve eti sıyrılmış kemiği esirgeyecek değil ya!

“Rojava Kürtleri arasında ulusal birlik” planının, Kürtlerin bir kesimini yanına alarak diğer bir kesimi tasfiye etmek üzerine kurulduğunu biliyorlar. Hizbulkontranın rahle-i tedrisinden geçen; son seçimlerde HDP’den belediye başkan adayı olmak isteyen, ama olamayan Sıdkı Zilan, bu mezbele takımının ortak duygularına tercüman olmuş; “Güney Kürdistan bizim yarı devletimiz; orada Kürdistan meclisi, bayrağı ve marşı okunuyor. Devlet, bir örgüte feda edilmeyecek kadar yüksek statüdür. Kürdistan’ın ABD ile bir olup, Kandil’i ele geçirme, ağaları ABD’ye verip, 4 milyon mükafat alma hakkı da vardır.”

Amberin Zaman’ın bilerek karmaşık hale getirdiği adi planı, Sıdkı Zilan ahmaklık yaparak “sadeleştirmiş.”

ABD ve Rusya, bölünmüş bir Suriye ve bölünmüş bir Irak istiyor. Fakat öyle bir bölünme ki, her kesimin sürekli teyakkuz içinde olduğu; kendisini korumak dışında hiçbir faaliyet yürütemeyeceği bir sistem. Herkesin birbirine düşman olduğu ama aynı zamanda ABD ve Rusya’ya muhtaç olduğu sürekli bir kriz hali.

Bu gerçeği tersyüz ederek, olmamış ve olmayacak olanı, oluyormuş gibi göstermek sadece manipülasyon değil; büyük bir oyunun parçası haline gelmektir. Şimdi böyle yapıyorlar…

Reklamlar