Çiyager DERVİŞ

Şair, “Her ölüm erken ölümdür” der. Anlam derinliği bir hayli güçlü olan bu söz salt bir imge olarak kullanılmamıştır. Özgürlük devrimimizin yarım asra erişen emsalsiz ve soluksuz direnişinde senin gibi bir yoldaşımızı daha yitirmenin hüzünlü haberini aldık. Seninki gerçekten de çok erken ve bir hayli zamansız bir gidiş oldu. Şimdi bu gidişi kime, nasıl ve ne şekilde izah edebiliriz ki Kasım heval…

80’li yılların ortalarında katıldığın özgürlük mücadelene neleri sığdırmadın ki Kasım heval? Dile kolay, 35 yıldır tökezlemeden ve kesintisiz ilerlemek ve ‘ihanetin göğsüne hançer gibi saplananlardan olmak’ her militana nasip olmuyor Kasım heval… Tıpkı Enginler, Zilanlar, Adiller, Nudalar ve nice ardıllar gibi herkesin yüreğinde sevgi yumağı oluşturabilmek hepimizin yegane hayali. Devrimci ve militan kişiliğinle, herkese örnek olan enerjin ve deli dolu olan hiperaktifliğinle, bu yüceliğe hepimizden önce erişip hakikat abidesi ve tüm değerlerin bileşkesi Önder Apo’nun yoldaşı olma arayışında bir şahika oldun Kasım heval…

Hunharca bir saldırı sonucunda böylesine erken bir şahadeti ve bunun sonucu olan böyle bir yazıyı ölümsüzleşen her yürek gibi hak etmeyenlerden biri de sendin Kasım heval. Önder Apo’nun felsefesini kendi nevi şahsına münhasır mütevazı duruşunla yoğurup ‘Eşitler arasında birinci’ olmayı başaran yoldaşlar arasında en muzip militanlardan olmayı başardın Kasım heval…

‘Yoldaş yoldaşının alnını yıldızlara değdirendir’ ilkesini kendine en esaslı düsturlardan edindin. Yıldızlaştığı için alnını yıldızlara değdirdiğin bir hayli yoldaş gibi, şimdi sen de yıldızlara erişip yıldızın kendisi oldun Kasım heval… Hani en son sohbetimizde de demiştim ya sana; inan bizde ‘kör öldüğü için badem gözlü, kel öldüğü için sırma saçlı’ olmuyor. “Öyle olmalıdır ve öyledir de dedin ama yaz demiştin.” Bak işte, bu senin sade ve yalın hakikatinde kendini bir kez daha gösterdi. Sen o kadar kadife yürekli ve duru duruşlusun ki. Bu gerçeği sana, bizzat senin adına yazmak acı da verse yine de sana yazdığım için mutluyum Kasım heval…

Sahi yazı demişken neden kaleme sarılıp yazmak istiyorum diye sana küçük bir not yazmıştım. Ölümsüzleştiğinin haberini aldığım gün verdiğim notumu geri isteyip sana yazdıklarımı herkesle paylaşmak istedim. Bir sakıncası olmadığı ve bana ait için olduğu gibi paylaşmak istiyorum:

Merhaba Kasım Arkadaş,

Yoldaşlığın dağ kokulu içtenliği, bitimsiz derinliği ve sımsıcak yüreğiyle sonsuz selam sevgi ve saygılarımı iletiyorum.

Bugünlerde sol mememin altındaki cevahirde hüzünlü tedirginlikler yaşıyorum. Bu anlamsız ve davetsiz ürpertileri dağıtmak adına kaleme sarılıp yazmak ve yoldaş yüreğine mêvan olmak istedim. Sonu acıyla biten hülyalar derin düşlere daldırdığında heyhat diyorum, ne oluyor böyle sana, demeden de kendimi alamıyorum. 27 Mayıs’ta yoldaşlardan hatır isteyip gözyaşları içerisinde ayrıldım. Daha önce bir kaç kez yaşasam da insanın uzun bir süre birlikte kaldığı yoldaşlarından ayrılmasının o denli kolay olmadığını bir defa daha yaşayarak öğrendim.

Böylesi zamanlarda kendimi yazmaya veririm. Yazıp suskunluk sarmalına bürünen illet ve bir o kadar da kasvetli havamı dağıtmak isterim. Yazmak çoğu zaman benim kalemimde en arsız belaya dönüşüyor. Ruh halim, gah devinimsiz ve üşengeç sessizliklere bürünür gah yürek burkan ama yine de uslanmayan tortullaşmış bakışlara yerini bırakır…

Beti benzi solan melul gözlerime söz geçirebilme kudretini yeniden kazanabilme telaşıyla kendimi kaçamak yazmalara salıveririm. Lal dilim damağım kururcasına söylenir de söylenir. Çoklu gerçekliklerin bir hakikat etmediği heybemde yanar döner kıvrılırım lakin yine de çıkınımda payıma acı kalır. Acıyı bal eylemek adına yüklendiğim beynim de ağrılarımı teskin edemez ve ben yazmaya en çok da bunun için sarılırım. ‘Düşlerine kar yağan’ Yoldaşa anlatmak isterim bu uğursuz rüyaları ama düşler denizinde varamıyor artık elim kıyısına, teknesine, salına…

Sana bu kısa ziyareti bulunduğum Kürdistan dağlarından yapmaktayım. Bu dağlar; herkesin sustuğu yerde çığlık atan kasaba olmaya devam ediyor. Ve ben bunu tüm iliklerime değin hissetmeye devam ediyorum. Dilimde kekremsi tatlar bırakması pahasına bu dağları hücrelerime değin yaşatma gayretini sürdürüyorum. Keşke buralarda olabilseydin ve şimdi seni, sizleri görme uğruna neleri göze almazdım ki… Bitmeyecek sevgi ve tükenmeyecek yoldaş içtenliğimle şahsındaki tüm arkadaşlara selam ve saygılarımı iletiyorum…

Reklamlar