Şehitler ayı içerisinde bulunuyoruz. PKK Mayıs ayını 18. Mayıs 1977 tarihinde Antep’te katledilen Haki Karer’in anısına “Şehitler ayı” olarak ilan etmişti. Her yıl olduğu gibi, 2020 yılının Mayıs ayını da şehitlerini anarak, mücadelelerini yaşayarak, yaşatarak ve onların şahsında yaşadığı kararlaşma ile selamlayarak karşılamış bulunuyor. Yeni dönem taktiği ile düşmana ağır kayıplar verdiren özgürlük gerillasının eylemleri de bu gerçekliğin somut bir göstergesi oluyor.

PKK, Şehitlerine adamış olduğu Mayıs ayını her yıl böyle bir kararlaşma ile karşılıyor ve bir başlangıç olarak kabul ediyor. İçerisinde olduğumuz 2020 yılı da böyle bir anlam taşıyor. 1977’den bugüne kadar Apocu Hareket’in tarihine hep bu şekilde bir yer ve anlam edinmiş bulunuyor.

Apocu Hareket, partileşme kararını Haki Karer’in şahadetine karşılık olarak almış ve PKK’nin ilanını onun anısına gerçekleştirmişti. Bugüne kadar sosyalizm, devrim, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde elde edilen kazanımlarda yaşanan bu kararlaşmaya olan bağlılığın bir göstergesi olmuştur. 2020 yılının Mayıs ayına da böyle bir anlam vermektedir.

Her günü şahadetlerde anlam bulan Mayıs ayının her bir gününü de, bu bilinçle yaşıyor ve karşılıyor. Mayıs ayının her bir gününe dün olduğu gibi bugün de yeni şehit yoldaşların isimleri ekleniyor. Böylece şehitler ayı olan Mayıs’ın anlamı her geçen gün daha da derinleşiyor. Ancak bununla birlikte taşıdığı yükü ve sorumluluğu daha da ağırlaşıyor.

Mayıs ayının ağırlaşan bu yükü ve sorumluluğu taşıma görevi ise şehitleri kendilerinde yaşatan yoldaşlarına düşüyor. Her PKK’li de “yoldaşların, yoldaşı olmak” prensibine bağlı kalarak Mayıs ayını böyle bir bağlılık ve kararlaşma ile yaşıyor, yaşatıyor.

19 Mayıs 1978 yılında Urfa-Hilvan’da Halil Çavgun, Haki Karer’in şahadetini bu bilinçle ve kararlaşma ile karşılamıştı. Şahadetiyle “devrimi yükseltin”, “hesabını sorun”, “karşılıksız bırakmayın” çağrısında bulunmuştu. Yoldaşları da Halil Çavgun’un bu çağrısına Hilvan’ı özgürleştirerek cevap vermişlerdi. Hilvan’ın işbirlikçi feodal çetelerin hakimiyetinden kurtarılması hem Kürdistan hem de Apocu Hareket’in tarihinde yeni bir dönem olarak geçmişti.

1982’de, 17 Mayıs’ı, 18 Mayıs’a bağlayan gece Diyarbakır zindanlarında bedenlerini çıralaştırarak ölümsüzler kervanına katılan; Ferhat Kurtay, Mahmut Zengin, Necmi Öner ve Eşref Anyık’ta en görkemli bir şekilde yoldaşlarının mücadelesinde yaşamaya devam etmişlerdi. Onların “ateşi söndürmeyin” çağrısına yoldaşları 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Direnişiyle karşılık vermişlerdi. Verdikleri bu karşılıkla da, Diyarbakır Zindanında işkencecileri dizi getirirlerken hem zindanlarda hem de Kürdistan tarihinde yeni bir dönemin başlangıcına imzalarını atmışlardı.

1983 yılının 2 Mayıs’ında Mehmet Karasungur ve İbrahim Bilgin yoldaşlarda, yoldaşlarının yürüttüğü ulusal birlik mücadelesinin sembolleri olarak yaşamaya devam etmişlerdi. Gurbet Aydın (Mizgîn), Murat Demirhan (Sinan Amed), Sadegül Ökmen (Rojbin Serhat), Ekin Ceren Doğruak (Amara), Uta Schneiderbanger, Azad, Çekdar ve daha nice yoldaşlar hep yoldaşlarında yaşamış ve yaşamaya devam etmişlerdi.

PKK’de şehitler gerçeği hep bu şekilde anlam bulmuş ve böyle kalmaya da devam edecektir. Önder Apo PKK’yi “şehitler partisi” olarak andığında böyle bir gerçekliğe işaret etmiştir. Yine Apocu Hareket’in atmış olduğu ilk adımı da şehitlerin anısına bağlılığın  ve saygının bir gereği olarak kabul etmiştir.

Böyle bir gerçekliğin somut bir ifadesi olarak Önder Apo; 30 Mart 1972’ Tokat-Niksar’ın Kızıldere köyünde katledilen Mahir Çayan ve arkadaşlarını, 6 Mayıs 1972’de idam sehpalarında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı, 30 Mayıs 1971’de Nurhak Dağlarında Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alpaslan Özdoğan’ı, 18 Mayıs 1973’de Diyarbakır işkence hanelerinde katledilen İbrahim Kaypakkaya’yı, 13 Mayıs 1974 Saddam rejimi tarafından idam sehpalarında Leyla Qasim’ı kendinle birlikte bugünlere kadar getirerek geleceğe taşımış ve “Yoldaşların, yoldaşı olmanın” ne anlama geldiğini, kendinde somutlaştırmıştır.

2020 yılının Mayıs ayını böyle karşılamak ve her gününe böyle bir gerçekliğin bilinciyle anlam vererek yaşamak ve bunun muhasebesi içerisinde olmak gerekiyor. Bu inanç ve bağlılıkla Haki Karer’den, Halil Çavgun’a ve onların şahsında sosyalizm, devrim, özgürlük ve demokrasi şehitlerini saygıyla anıyoruz.

Reklamlar