Kürdün tarihine direnişin yükseltilmiş fedai duruş ölçüleri ile “Yaşamaya devam eden bir efsane” olarak geçen öz yönetim direnişlerinin meleğiydi Zeryan. Direnişin hem Adulesi hem de Derwêş’iydi Cudi’ye direniş “Tufan”ını gösteren Zeryan. Aslında hem kendisi hem de direnişin diğer bir kalesinde efsaneler yaratan yoldaşı ÇİYAGER de direnişin dününü, bugününü ve yarınını o günden söylemişti. Zeryan; zalimin tüm barbarlığıyla saldırdığı Kürdistan halkına omuz vermiş, direnirken söyledi: “Yenilmek değil, Pes etmek bitirir insanı, bunun için daima, soluksuz, hep yürümek”. Cudi de tanığıydı direniş meleği Zeryan sımsıkı tuttuğu direniş bayrağını göklere çekerek bu sözleri söylerken. Zeryan düşerken toprağa, tek bir an olsun geçmedi akılından yoldaşlarının “Pes etmek”. İşte Zeryan’ın, direnişin Adulesi’nin her bir zerresi yoldaşlarının “Muhteşem Son” a giden yolda döşediği her bir taşa dönüştü.

İşte “Yenilmek değil, Pes etmek bitirir insanı” sözünü şiar edinen yoldaşları bugün de aynen Zeryan’ın dediği gibi daima, soluksuz yürüyor. Bugün Kürde ölümün de en kötüsünü yaşatmak isteyen sömürgeciliğe öyle bir tokat vurdu ki Zeryan’ın yoldaşları, tokatın acısını tam olarak hissedemeden korkudan titredi düşmanları. Özel Harp bünyesinde yıllardır Kürdistan halkına dayatılan işbirlikçiliğe, ajanlığa, kontralığa karşı “SÖMÜGECİLİĞE VE AJAN-İŞBİRLİKÇİLİĞE KARŞI İNTİKAM HAMLESİ” başlatıldığı ilan edildi. Kürdistan özgürlük mücadelesinin direniş karakterine uygun olarak “hançer timi” olarak bilinen, Türk devletinin en alçak katliam ve ihaneti yaptırdığı grubun üyesi olan şahsı cezalandırarak başladı Zeryan’ın yoldaşları.

Bugün hesap soracağız dedi Zeryan’ın yoldaşları. Cemile’nin, Taybet Ana’nın, kızının doğduğu günde toprağa düşen Harun’un, anasının karnında henüz bir kez açamadan bile gözlerini ilelebet yuman bebeklerin katillerinden, halkına ihanet içerisinde alçaklık bataklığında batanlardan intikam alacağız dedi. Şimdi ihanetin, işbirlikçiliğin gölgesini dahi Kürdistan’dan silmek için yeminler ediyor yoldaşları. Bodrumlarda masum bedenleri yakan Türkiye devletinin faşizmiyle birlikte yaşanmaz, ancak bu faşizm savaşarak yok ediliyor diyor.

Kılıcını bileyen genç erkek ve kadınlar Çiyager’in gözlerindeki zafer aşkını, Çeko’nun bükülmez bileğini, Karker’in cesaretini ve Zeryan’ın çelik iradesini miras edinerek sallarken kılıcını öyle bir ferahlık verdi ki yüreklere, ihanetin acıtan bir dikeni daha söküldü. Yine bugün  kardeşlerine, ablalarına, anne ve babalarına seslendi Zeryan’ın yoldaşları  “Şehrinden, mahallesinden, köyünden başlayarak hemen herkesin yapabileceği, direnişi büyütebileceği yöntemler ve imkânlar vardır. Özgür Kürt’e ve onun yaşamına yönelen hainlere yaşamın gündelik akışı içinde tavır alarak başlanabilir. Düşman sadece asker ve polis değildir. Toplumumuzun içine sızmış ajan işbirlikçilerle, AKP-MHP faşizminin ayakta kalmasını isteyen destekçilerin hepsi düşman kategorisindedir. Akrabalık ve komşuluk ilişkilerine sığınan, Kürtlerin sıcak toplumsal ilişkilerini istismar eden bu ajan işbirlikçi ve destekçiler virüsten daha tehlikeli bir hal oluşturmaktadırlar. Asıl tedbir bunlara karşı alınmalı, mesafe bunlara konulmalıdır. Tüm faşizm destekçileriyle ilişkiler kesilmeli selam dahi verilmemelidir.” Evet tam olarak ihanetin ve sömürgeciliğin gölgesi böyle silinir kadim Kürdistan topraklarından.

Selam dahi verilmemelidir Kürt katilinin elini sıkanlara, evini hiç bir işbirlikçi hayine vermemelidir ev sahipleri, işgalciler işletme açacak dükkan bulamamalıdır Kürdistan’da, ihanetçiye “Sen benim katilimle işbirliği yaparsan ben de seni yaşamda tecrit ederim” denilmelidir. Zeryanların yoldaşlarının direnişinin zaferi getireceğine inanan bizlere de düşen görevler bunlarla başlamakta. Ancak böyle ulaşılacaktır Çiyager’in söylediği MUHTEŞEM SON’A.